PERIFERIK VASKÜLER HASTALIKLAR

Dolaşım sisteminde iki tip kan damarı bulunur: Atardamarlar (arterler) ve toplardamarlar (venler). Bunlar kanı vücudun her yerine taşıyan boru şeklindeki yapılardır. Atardamarlar oksijen ve besin yönünden zengin olan kanı kalpten organlara ve hücrelere taşır.Toplardamarlar ise oksijeni tükenmiş olan kanı ve atıkları, atıkların süzüldüğü ve vücuttan atıldığı organlar olan böbrek, karaciğer ve akciğere ulaştırır. Akciğerde tekrar oksijen yüklenen toplardamar kanı yeniden kalbe döner. Atardamarlar ve toplardamarlar, kılcal damar denilen damar ağları ile birbirine bağlanır. 

Periferik vasküler hastalığı, beyin ve kalp dışındaki dolaşım sisteminde bir bozukluğun veya hastalığın olması anlamına gelir.

KRONİK VENÖZ YETERSİZLİK (VARİS)

Varis Nedir? 

Bacak toplardamarları, genişleme sonucu kanı kalbe geri götürme fonksiyonlarını kısmen yitirir. 

Bunun sonucunda oluşan göllenmeyle, toplardamarlar kıvrımlaşarak şişer ve ciltten kabarık bir hale gelir. Bu oluşuma varis denir, bacak iç kısımlarındaki derin venlerde olması ise derin venöz yetmezlik (iç varis) olarak bilinir. Örümcek ağı, balon ya da yılan gibi görünebilir.

Varis hastalığı %100 tedavi edilebilen bir hastalıktır. Cerrahi, Lazer-RF, Skleroterapi-köpük yöntemleri ile tedavi edilebilmektedir.

 Endovenöz Lazer-Radyofrekans Ablasyon ile Varis Tedavisi

Ultrason eşliğinde Ablasyon kateteri varisli damarın içinde yerleştirilir ve ısı uygulayarak damarın kapanmasını sağlar. İşlem yarım saat kadar sürer ve semptomlarda hızlı bir iyileşme gözlenir. Günlük aktivitelere aynı gün dönebilir, az bir ağrı ve morarma olabilir ve 1 hafta içinde geçer. Cerrahi yara izi ya da dikiş olmaz, sadece 3-4mm kateter giriş yeri kesisi görünmektedir. 
 İşlem sonrası hasta memnuniyeti çok yüksektir. Başarı oranı %90 civarındadır.

 

Kılcal varis tedavisi

Örümcek ağ görünümünde kılcal varis tedavisi iki yöntemle tedavi edilmesi uygundur:

1. Exotherme Lazer uygulaması. Özel soğutucu sistem sayesinde Lazer uygulamaları ağrısız bir şekilde yapılmakta ve işlem sonrası oluşabilecek yanık riskini ortadan kaldırmaktadır. Exotherme  cihazının özel kamera sistemi ile görerek doğru tedavi uygulanmaktadır.

2. Skleroterapi uygulaması. Varsli damarın  içine bir solüsyon enjeksiyonudur. Skleroterapi ince iğnelerle damar içine girilerek ilaç verilmesi ile gerçekleştirilir. Enjeksiyon ile hafif bir acı olabilmektedir.Skleroterapi toplardamarların iç yüzündeki hücre tabakasını tahriş ederek damarın kapanmasını sağlar. İşlemden sonra 1 gün bandaj ve en az 1 ay  varis çorabı kullanılır. Genelde uygulama seanslar halinde 20-40 dk sürer. Hastalar günlük aktivitelerine hemen dönebilirler. Yan etkiler Başlıca yan etkisi iğne yapılan alanda ilacın yada kanın damar dışına kaçması sonucunda başlangıçta ağrılı kızarıklık ve daha sonra koyuluk şeklinde renk değişikliği olmasıdır. Başarı oranı Skleroterpi sonrası hastaların şikayetlerinde ve görünümlerinde %70-90 düzelme elde edilir. Tedavinin tam olarak etkinliğini göstermesi haftalar sürebilir.

 

 

Varis çrabı tedavisi                 

Bacaklarında varis olan hastalar hekime muayene  oldukan sonra hangi çeşit ve hangi özelliklte  varis çorabı kullanılacak hekim tarafından belirlenir ve öneriler üzerinde kullanılır.  

Neden önemli? Çünkü bacakta herhangi bir nedenle tam olarak fonksiyon görmeyen kapakçıkların yerine kanı ayak ucundan kalbe doğru pompalanmasına yardımcı olur. Kas dokusuna özellikle baldır kaslarına destek sağlar ve pompa gücünü arttırır. Ödemi azaltır ve uygun zamanda yani şişlik gelişmeden giyinilirse ödemin oluşmasını önler.
 Lenf dolaşımına destek sağlar, venöz basınç artışını azaltır ve varis yaralarının oluşumunu önler.

 

 

VENÖZ TROMBOEMBOLİ

Venöz tromboz ve derin ven trombozu nedir?
Venöz tromboz toplardamarlar içerisinde kan pıhtısı (tromboz) oluşumuna verilen isimdir. Bu pıhtı toplardamar içerisinde kan akışını engelleyerek bölgesel şişme ve ağrıya yol açar. Venöz tromboz en sık olarak bacak, baldır ve kalçada derinde bulunan toplardamarlarda meydana geldiğinden derin ven trombozu olarak da adlandırılır.Derin ven trombozu ortalama olarak her yıl 1000 kişiden birinde gözlenmektedir.

Emboli nedir? Akciğer embolisi nedir?
Eğer toplardamar içinde oluşan kan pıhtısı (tromboz) ilk oluştuğu yerden koparak ayrılır ve toplardamar içerisinde seyahat eder ise emboli olarak adlandırılır. Eğer emboli akciğerlere ulaşarak damar sistemini tıkar ise akciğer embolisi olarak isimlendirilir.Akciğer embolisi ölümlere yol açabilen bir durumdur. Hastaların büyük çoğunluğunda derin ven trombozundan kopan kan pıhtısının (emboli) akciğerlere ulaşması ile meydana gelir.
Derin ven trombozunun sık gözlenen yakınmaları pıhtının oluştuğu damarın bulunduğu bacakta şişlik, ağrı, ısı artışı ve kızarıklık oluşmasıdır.

Derin ven trombozu ve akciğer embolisinin tedavisi benzerdir. Derin ven trombozunda tedavinin asıl amacı akciğer embolisinin oluşmasını önlemektir. Venöz trombozun asıl tedavisi antikoagulasyon,  kan pıhtılaşmasının engellenmesidir.
Antikoagulan ilaçlar ile tedavi en az üç ay süre ile uygulanmaktadır.

Uzun süreli seyahatlerde venöz tromboz oluşmaması için nelere dikkat edilmelidir?
Uzun süreli yolculuklar venöz tromboz oluşma riskini 2-4 kat arttırır. Altı-sekiz saatten uzun süreli hava yolculukları başta olmak üzere tüm yolculuklar için her 1-2 saatte bir ayağa kalkılması ve yürünmesi, seyahat esnasında sigara kullanmaktan kaçınılması, baskı oluşturmayan rahat giysilerin tercih edilmesi, bacakların sık olarak kasılıp gevşetilmesi, oturma pozisyonunun sık değiştirilmesi, sıvı kaybının önlenmesi ve bu amaçla tercihen alkol içermeyen sıvıların içilmesi, varis çoraplarının kullanımı ve uzun süreli hareketsizliğe yol açabilecek yatıştırıcılar ile alkol kullanımından kaçınılması önerilir.

 

                          

KAROTİD ARTER TIKANIKLIĞI

Şah damarı diye bilinen karotis damarındaki darlık, özellikle 40 yaşından sonra görülmektedir. Karotis damarında oluşan darlık, ileri aşamada damarda tıkanmaya yol açmaktadır.Şah damarındaki daralmanın ana nedeni damar sertliğidir. Bazen de travma sonrası damarda hasar oluşabilmektedir.Karotis damarındaki tıkanıklık; görme kaybı, konuşma bozukluğu, söyleneni anlayamama, kolu-bacak veya her ikisini birden hareket ettirememe gibi felçlere neden olabilmektedir. Tıkanıklık nedeniyle hastada yüz felci ortaya çıkabilir, baş dönmesi, bulantı, kusma gibi belirtilerle de kendini gösterebilmektedir.

 

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARI

Periferik arter  hastalığı  atardamarlarda en yaygın görülen hastalıktır. Hastalığın sebebi, ateroskleroz (damar tıkanıklığı) denilen damarlarda yağ birikmesidir. Bu durumun diğer adı arteriyoskleroz ya da atardamar sertliğidir. Bu, atardamarın yavaş yavaş tıkanması, daralması ve zayıflamasıyla (güçsüzleşmesi) aşamalı olarak gelişen bir seyirdir. Bu durum kalp atardamarlarını etkilediğinde buna koroner kalp hastalığı (koroner arter hastalığı) denir.

Damar tıkanıklığının (ateroskleroz) özellikle kalp atardamarlarını (koroner arter) ve beyin atardamarlarını (karotis arter - şahdamarı) etkilediği bilinmektedir.  En sık olarak, bacaklardaki periferik atardamarlar etkilenir. Damar tıkanıklığından etkilenen diğer atardamarlar ise böbreklere ve kollara kan sağlayanlardır. Bir atardamar tıkandığında ya da daraldığında, vücudun bu atardamarın kan sağladığı bölümüne yeteri kadar kan/oksijen ulaşamaz. Bu durum, etkilenen organa bağlı olarak çeşitli belirtilere yol açabilir. Bu belirtiler ağrı, ayaklarda soğukluk ve mavi renk değişikliklerinden felç ya da kangrene kadar farklılık gösterir; eğer geriye döndürülmezse vücudun etkilenmiş olan bölümü zarar görür ve neticede ölmeye başlar. Hasar meydana gelmeden önce daralmış olan atardamarı bulmak önemlidir. Kollarda ya da damarlardaki nabız, atardamarlarda kan akışının olmadığının göstergesi olarak zayıflar ya da yok olur.

Belirtiler

Periferik vasküler hastalık gelişen kişilerin yarısında hiçbir belirti görülmez.  Belirti görülen kişilerin yarısı ise doktorlarına belirtilerden bahsetmezler. Çoğu kişi bu belirtilerin yaşlanmaya bağlı normal bir süreç olduğunu ve yapılabilecek hiçbir şey olmadığını ya da tek seçeneğin ameliyat olduğunu düşünmektedir. Ancak ameliyat bugün, periferik vasküler hastalığa uygun olan etkin tedavi yöntemlerinden yalnızca biridir.

Periferik vasküler hastalığın ilaç ile tedavisi durumun veya komplikasyonların kötüleşmesini önlemede en iyi yöntemdir. Bu bilhassa, kanlarında yüksek oranda yağ ya da lipit bulunan hipertansiyon ya da diyabet hastaları ve sigara içen kişiler için geçerlidir.

Risk Grupları

Daha çok 50 yaş üzeri kişilerde görülür. Periferik vasküler hastalık 50 yaşın üzerindeki diyabetli hastalarda sakatlık gelişmesinin başlıca nedenidir. 55 yaş üstü insanların %15''inde herhangi bir belirti vermeyen periferik vasküler hastalığı bulunur. Yürüme mesafesini kısaltan periferik damar hastalığı ise 55 yaş üstü insanların %5''inde, 85 yaş üstü insanların ise %24''ünde bulunur. Bu hastalığın görülme oranının yaş arttıkça yükselmesi beklenir. Erkeklerde periferik vasküler hastalığının gelişme olasılığı kadınlara oranla biraz daha fazladır. Periferik vasküler hastalığı sigara içenlerde daha yaygın olarak görülür. Diyabet ile birlikte sigara kullanımı ise neredeyse her zaman hastalığın daha şiddetli olmasıyla sonuçlanır.

 

DİYALİZ FİSTÜL (A-V FİSTÜL)  AMELİYATI

Böbrek yetmezliğinde kanın temizlenmesi için diyaliz makinasına bağlanabilmek amacı ile yüzeyel damarlarda yapılan ameliyatlara fistül ameliyatı denilmektedir. Genellikle bir atardamar ile bir toplardamar arasında bağlantı oluşturulur ve diyalizde de bu bağlantıya iğne batırılılarak kan diyaliz makinasına alınır. Fistül adı verilen bu bağlantı çoğu kezde kolda olmakla beraber, bacakta yada boyunda da olabilir. Diyaliz kısa süreli gerektiğinde genellikle büyük toplardamarlardan birisine kateter ile girilerek diyaliz sağlanır.

Ancak uzun süreli diyaliz gerekiyor ise en emin yol fistül ameliyatının yapılmasıdır.